AYGUN TUĞAY KİMDİR?

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Sanatları Bölümünden 1968 yılında yüksek lisans düzeyinde mezun olmuştur. Kariyer çalışmasına 1973 yılında başlamış; doktorasını 1978; doçentliğini 1981; profesörlüğünü de 1989 yılında almıştır. Kurumunda 32 yıl tam zamanlı öğretim elemanı olarak çalışmış ve 2005 yılında kendi isteği ile emekli olmuştur. 2006 yılından itibaren Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümünde 13 yıldır öğretim üyesi olarak çalışmakta ve resim çalışmalarını da sürdürmektedir.

1970-1985 yılları arasında birçok uluslararası ve ulusal karikatür yarışmalarına katılarak 7 ödül almıştır. Karikatürcüler derneğinin 81 nolu ilk üyelerindendir.

Resim ve illüstrasyon çalışmalarında kendisinin bu güne kadar; 14 kişisel ve 28 karma 42 sergi katılımı olmuştur.

SANAT HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜM

45 yıllık bir sanat eğitimcisi olmama rağmen sanatın bir labirent (dolambaç) içinde hala yolunu aramakta olduğu düşüncesindeyim. Belirli dönemeçlerde karakterini buluyorken bir sapak daha görüp oradan da beslenmesine şaşmamak gerekir. Sanat bu beslenmelerle bir değere varır ve akımını bulur. Sanat bir yaşam şeklidir; sanat bir duygu yansımasıdır; sanat özgürlüğün dışa vurumudur. Sanatı ifade edecek daha birçok ortam ve sözcük bulabiliriz. 

Sanata öykünen her kişi sanatçı değildir ama sanatsever olduğu yadsınamaz. Sanat bir pozitif bilim dalı da değildir ve dokunulmazlığı da yoktur. O nedenle, herkes resim heykel seramik gibi birçok alanda yolunu arayabilir. Ama gerçek sanatın bir matematik kadar şaşmaz bir yetenek gerektirdiğini de kabul etmek gerekir. 

SANATIM HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜM

Dünya sanat labirenti içindeki yolumu resim yapmakla bulmaya çalışıyorum. Sanatın bir varış noktası bana göre yoktur. Varış bitişi de birlikte getirir. O nedenle bir öğretim elemanı olarak öğreniyor ve öğretiyorum. Öğrenmenin de sonu yoktur. Sanat alanında öğrenmek, izlenimci olmakla başlar; öğretilmekle sürer; uygulama (yapıt) ile tamamlanır. Benim resim serüvenim; figüratif başladı; fovist olarak renklendi ve fantezist olarak da şekillendi diyebilirim. Ama sonuca vardı diyemem, önüme çıkan hangi sanat sapağını seçeceğimi ben dahil kimse de bilemez. İşte sanat böylesi bir yol serüvenidir.

BASIN BÜLTENİ

Öğrencilik yıllarımda çizgi roman ve karikatür çalışmaları yapardım ve birçoğu da basılırdı. Bu uğraşlarım resim yolumun ilk ışıklarıdır diyebilirim. Yaşamımın her anında resim yaptım. İlk yağlıboya resmim, 1969 yılında görevlendirilerek yapmış olduğum “Mohaç Meydan Muharebesi” adlı tablodur. Şu anda Erzincan Orduevi Salonunda asılıdır. Tuval üzerindeki resim çalışmalarımı 2008 yılından başlayarak hızlandırdım. İlk sergimi 70 resimle mezun olduğum okulumda yapmak istedim ve D.G.S.A. Osman Hamdi Bey Salonunda bu sergimi açma olanağı rektörlükçe sağlandı. İlk kişisel sergimin Akademimde açılmış olması benim sergileme serüvenimin başlayışıdır. Sonrasında birçok kişisel-karma sergilere katıldım ve halen yoğun bir şekilde de resim çalışmalarıma devam etmekteyim. Resim hakkında değil de kendi resimlerim hakkında bir şeyler söyleyebilirim ve bence doğru olan da budur. Figüratif çalışmayı seviyorum ki bu çizgi roman ve karikatür kökenimden de geliyor olabilir. Ayrıca renkçi bir yapım var ve kuralsız renk kullanmayı seviyorum. Tabi ki figüratif olunca da resimlerimin bir mesajı olacaktır ve ben bu mesajı algılamayı da izleyene bırakmayı yeğliyorum. Aygun Tuğay’ın tarzı nedir sorusuna özetle; figüratif-fovist-fantezist bir illüstratördür denilebilir.

 

Aygun Tuğay